|
|
|
"LEONARDİT" nedir
Toprakta organik madde; tamamen çürümüş organik unsurlar HUMUS olarak
adlandırılır. En önemli humus kaynağı dekompoze olmuş bitki artıkları ya
da kompostlardır. Ayrıca humatlarda bu grupta sayılırlar.
Leonarditler ise yüksek oranda Hümin (Hümik asit + Fülvik asit) ile karbon ve makro - mikro besin elementleri içeren, kömür düzeyine ulaşmamış tamamen doğal organik maddedir. Oluşumu milyonlarca yıl öncesi bitki ve hayvan kalıntılarının sıcaklık, nem, basınç, oksidasyon ve çok özel jeolojik şartlar gerektirdiğinden tabiatta nadir olarak bulunur ve kalitesi bölgeden bölgeye değişiklik gösterir. İçerdiği yüksek oranda hümik asitlerden dolayı önemli bir ekonomik değere sahiptir. Son 10 yılın dünyada ve 5 yıldır da ülkemizde popülarite kazanmıştır. Bir başka deyişle ancak gereği anlaşılmıştır. Daha birçok kaynaktan hümik asit elde edilebilir ancak günümüzde doğal leonardite en yakın kalite gösteren ve Insanlarında suiistimal ettikleri kaynak linyittir. Ancak linyitle leonardit bilerek ve bilmeyerek çok sık karıştırılmaktadır. Sonuç olarak linyitte de hümik asitler vardır. Fakat linyitte C un yüksek olması toprağa uygulandığında topraktaki C/N oranını olumsuz etkilemesi riskinden dolayı linyit menşei hümik asitler doğru unsurlar değildir. Oluşum şartlarına bağlı olarak içerdikleri hümik asit miktarı % 40 ila %90 arasında değişir. Bu değer Hümik asit ve Fülvik asit toplamıdır. Asitler organik maddenin ayrışmasından sonra oluşan humusun çözünebilen kısmıdır. Hümik asitler leonardit dışında da birçok kaynaktan alınabilirler ancak, diğer kaynaklarda düşük oranda bulunması ve elde edilmesinin çokta ucuz olmaması, bunu yanında moleküler yapısının orijinalliği ve farklılığıyla yapısal aktifliği sonucu tercih edilen kaynak dünyada leonarditler olmuştur. Bitkiler çürüdüklerinde fülvik ve hümik asitler oluşur. Bu asitler toprak mikrobiyolojisine son derece yararlıdır. Hümik asitlerin moleküler yapıları fülvik asite göre daha büyük olup, topraktaki kalıcılığı ve etki süresi fülvik asite göre daha fazladır. Ayrıca bu nedenle parçalanması da bu oranda zordur. Bu etkisinden dolayı da toprak organik maddesini artırmada hümik asit daha çok kullanılır. Bu asitler toprakta kalıcı sayılabilirler yani yıkanan veya yok olan maddeler değillerdir. Hümik asitler, moleküler ağırlığı fazla olup uzun zincir molekül yapısındadır. Rengi koyu kahverengi ile siyah arasındadır. Fülvik asitler moleküler ağırlığı düşük olup, kısa zincir molekül yapısındadır. Rengi açık sarı ile sarı-Kahverengi arasındadır. Hümik asitler, hem linyitten hem de leonardit ten elde edilebilirler, ancak linyitten elde edilenler okside olmadıklarından büyümeyi teşvik etme noktasında leonardit kaynaklı hümik asitler kadar yararlı değillerdir. Leonarditler bir toprak düzenleyicisidir ve bitkiler için biyolojik regülatördür. Hayvan gübresi, kompost ya da torf gibi çabuk parçalanıp yok olmaması diğer organik kaynaklara karşın avantajıdır. Kumlu toprakların disperse bir yapısı vardır. Aralıklı yapı ve kolay drenaj besinlerin toprak içinde yıkanmasına neden olur. Bu bir ekonomik kayıptır. Kumlu topraklarda kum oranı arttıkça hem su hem de besin maddesi tutma kabiliyeti azalır. Bunun en önemli nedeni kum taneciklerinin adsorbsiyon(bağlama) yüzeylerinin olmamasıdır. Halbuki organik maddenin yani humatların negatif adsorbsiyon yüzeyleri vardır ve bu yüzeyler sayesinde hem suyu depolar özelliğine bağlı pozitif yönleriyle hem de negatiflik özellikleriyle katyonları adsorbe ederek yıkanmaktan korurlar. Hümik asitlerin killi topraklara katkısı Ağır ve killi topraklar soğuk ve nemli hava koşullarında suyu tutar, sıcak havalarda ise büzülür ve küçülürler. Bu olay toprak içerisinde kapilariteyi engellediği gibi havalanmayı ve infilitrasyon ile perkolasyonu olumsuz etkiler. Toprak kurumaya başladığı zaman su molekülleri kil parçalarının arasından uzaklaşır. Suyun bu hareketi kil parçalarının bir birlerine çok yaklaşmasına, hacimlerinin küçülmesine ve yüzeyde çatlamalara neden olur. Bu durumlarda Hümik asit büyük molekülleri, kil parçalarının arasına girerek birleşmelerini ve yapışmalarını engellemekte ve kil parçalarını ayrı tutmaktadır. Bunun sonucunda su ve besin maddeleri kolaylıkla bu alanlara yerleşebilmekte ve toprağı gevşetmektedir. Bu olumlu etki esas ve en önemli olarak bütün bitkilerde çimlenme anında ve çim bitkilerinin çıkışında önem kazanmaktadır. Leonarditin Kulanım formları Katı (Granül veya Pelet ) Kullanım: Leonardit, kırılma, öğütülme, elenme, saflaştırma kurutma ve homojenizasyon işleminden sonra granülüzasyon işlemlerinden geçirilir. Ancak bu form kullanılabilirlik açısından tercih edilmesine rağmen bilinmelidir ki toz yada pril forma göre çözünebilirliği daha düşük dolayısıyla da etki etmesi için daha çok zamana ihtiyaç duyar. Humat olarak (sıvı veya toz ) kullanım: Leonardit, potasyum hidroksit ile Reaktörde kimyasal işleme sokularak ham sıvı hümik asit elde edilir. Homojenizasyon ve filitrasyon işlemlerinden geçirilen sıvı hümik asit böyle kullanılabileceği gibi, konsantre işlemine tabi tutularak kurutulup toz haline de getirilerek kullanılabilir. Sıvı ya da toz hümik asitler sulama suyuna karıştırılarak kullanılacağı gibi, yapraktan da uygulanabilir. Katı Leonardit ( granül ya da pelet) veya hamutları ( sıvı ya da toz) tarımda tek başına kullanılacağı gibi doğal veya kimyevi gübreler ile (NPK) karıştırılarak da kullanılırlar. Leonardit ve Leonardit'ten elde edilen hümik asitler Organik (Ekolojik) tarıma tam uygunluk sertifikasına da sahiptir.
Leonarditin yaygın olarak kullanıldığı başlıca alanlar şunlardır: |